![]()
Tekstproducties in het Nederlands en Turks
"Bir fincan kahvenin kırk yıllık hatırı vardır” deyimi, Türk insanınin çok küçük bir iyiliği bile unutmamasını, ve bu değeride kahveyle belirtmesi kahveye verilen önemi gösterir. Kahveye verilen değer o kadar fazladır ki, hayatımızda birçok önemli olay kahveyle bütünleşmiştir....devami
Google´ın kurucularından Sergey Brin´in hayali, gelecekte Google´ı insan beynine bağlayıp, interneti beyine yüklemek....devami
“Bir fincan kahvenin kırk yıllık hatırı vardır” deyimi, Türk insanınin çok küçük bir iyiliği bile unutmamasını, ve bu değeride kahveyle belirtmesi kahveye verilen önemi gösterir. Kahveye verilen değer o kadar fazladır ki, hayatımızda birçok önemli olay kahveyle bütünleşmiştir. Misafire karşı hissedilen sıcaklığın ve saygının bir göstergesidir. Kız istemeye giden aileler, evsahibi “kahvenizi nasıl alırsınız” dediği takdirde, ailenin gönlünün olduğu anlaşılır. Bu ikram olmadığı zaman, misafirler bir bahaneyle gönderilir. Eskiden, sabahları çay yerine kahve içilir, komşular birbirlerine sabah kahvesine gider, kahveler içildikten sonra, fincanlar ters çevirilir, telvesinden fala bakılırdı. Köpüğü ise bayanlar arasında dedikodu konusu olurdu. Köpüğü bol kahve yapan bayan, toplumda son derece becerikli bir bayan olarak kabul edilirdi. Günümüzde her ne kadar nescafe geleneksel Türk kahvesini gölgede bırakmış gibi görünsede, Türk kahvesinin toplumunda yeri hala çok önemlidir.
Kahveyle tanışma…
Kahvekültürü, Osmanlı devletinin Arap yarımadasına gittiği dönemlerde, kahveyle tanışıp, memleketlerine getirmesiyle başlamıştır. Bu uyarıcı, yorgunluğu ve uykusuzluğu gideren yeni madde adeta bir sihirli içecek niteliği taşıdığından ilk önce şüpheyle karşılanmıştır. Din adamlarının bir uyusturucu olarak tanımlamasına ve kahvenin neredeyse kömür haline getirilip pişirilmesinin günah sayıldığı o dönemde, kahvenin yaygınlaşması önlenenemiştir. Saraydan başlayıp, entelektüel kesimden sonra, halk arasında da sevilen bir içecek olmaya başlamıştır. Devletler arasında hediyeleşmenin çok önemli olduğu bu zamanda, saraydan bir heyetin Fransa’yı ziyareti sırasında hediye olarak kahve götürmesiyle, kahve içme alışkanlığı Avrupada yayılmıştır. Ilk önce elit kesim tanışmış, daha sonra her yerde görülmeye başlanan kahvehaneler sayesinde popüler bir içecek haline gelmiştir.
Hollandada kahve…
Hollanda’nın kahveyle tanışması 1650’lerde olmuş. Bütün Avrupada olduğu gibi, Hollanda da kahveyi değişik şekillerde hazırlamaya başlamış. Filtre kahvesinde, sağlığa zararı olan kahweol ve kafestol maddesini asgariye indirdiğinden, zamanla bu yöntem tercih edilmiştir. Maalesef tadının çok sert, telvesinin zararlı ve hazırlanmasının zahmetli bir iş olması gerekçesiyle Hollandadakı büyük kahve firmaları bu ürünümüzü halk arasında tanıtmaya sıcak bakmamışlardır. Yıllık kişi başına kahve tüketimi 7 kiloyu bulan Hollanda’da, son yıllarda kahve çeşitleri de oldukça arttı. Büyük kahve fırmalarının piyasaya sürdüğü capuccino, espresso gibi kahve türleri kısa zamanda Hollanda’da kolayca kabul gördü. Türkiye’ye turist sayısının her yıl, bir yıl öncesine nazaren rekorlar kırılarak artıp, Hollandalıların Türk kahvesiyle tanışmasına rağmen, Türk kahvesini hala sadece evlerimizde içebiliyoruz.
Google´ın
kurucularından
Sergey
Brin´in
hayali,
gelecekte
Google´ı
insan
beynine
bağlayıp,
interneti
beyine
yükleyebilmek.
Bu emel
bilim-kurgu
filmlerini
hatırlatsa
da,
Google´ın şu
anki büyüme
hızına
bakarsak bu
o kadarda
imkansız
gibi
görünmüyor.
10 Yıl önce
iki öğrenci
tarafından
arama motoru
olarak
kurulan bu
dev şirket,
dünya
çapında
tekel
kurmaya
hızla devam
ediyor.
Günde 200
milyon defa
kullanılan
Google,
bütün arama
motorlarını
geride
bırakımış
durumda.
Arama
motorunun
yanında,
e-mail,
telefon,
chat,
alışveriş,
yoltarifi ve
daha birçok
hizmetler
vererek
internet
kullanıcılarının
her
ihtiyacını
karşılıyor.
Üstelik
bedava.
Google
elbette bu
imkanları
bizim hayır
dualarımızı
alabilmek
için bize
sunmuyor.
Çok
iyiniyetli
ve çıkarsız
gibi görünse
de, Google
özel
hayatımıza
biz farkına
varmadan
giriyor.
Dünyanın en
gelişmiş
teknolojisini
kullanan
Google,
herkesin
internet
geçmişini
depoluyor.
Sizi gözetleyen biri var!
Bu arama motorunun kullanımı çok yaygın olması şirketler için büyük fırsat oluşturuyor. Google´ın kullanıcının internetteki profilini çizmesi, kişiye uygun reklam göndermeyi son derece basitleştiriyor. Örneğin mailinizi kullandığınızda, sizin ilgi alanınıza giren reklamlarla karşılaşıyorsunuz. Bu işinize gelebilir, fakat bu reklamları seçen yine Google. Kriterler ise ticari. Parayı veren düdüğü çalar hesabı, en çok ödeyen şirketin ismiyle elektronik posta kutunuzu her açmanızda karşılaşıyorsunuz. Gazete, dergi ve televizyon gibi diğer geleneksel medyanın reklam gelirleri her yıl büyük kayıplar yaşarken, bu dev şirketin reklamgeliri 2005´te 5 milyar avro´yu aşmış durumda. Google´ın röntgenci tavırından kaçabilmenin şimdilik tatmin edici bir yolu yok. Bilgisayarınızın ayarında "kurabiyeler" ("cookies") ismi altında bulabileceğiniz ayarı silip, Google´ın akibetinden kurtulabilirsiniz. Ancak, bunu yaptığınız takdirde, Google´ın hizmetlerinden mahrum kalacaksınız. Seçim sizin…
Google
sayfalarına
her
girmenizde,
hakkınızda
veriler
toparlanıyor.
Örneğin
e-mail
kullandığınız
zaman kime,
ne zaman ve
gönderdiğiniz
e-mailinizin
içeriği
saklanıyor.
Arama
motorunu
kullandığınızda,
hangi
sayfaları
ziyaret
ettiğiniz,
hangi
sıklıkla,
IP-adresiniz,
hatta laptop
kullanıyorsanız,
o an nerede
bulunduğunuz
Google
tarafından
sonsuza dek
kayıt
edilmekte.
Böylelikle
sizin ilgi
alanlarınız
ve yaşam
şekliniz
hakkında
önemli
verilere
sahip
olunuyor.
Gizlilik
politikalarında
kişisel
bilgilerinizin
açıklanmasının
ancak
mahkeme
kararıyla
olabileceği
belirtilmiş,
ancak aynı
bildiride,
sizinle
ilgili
biriktirilenleri
reklam
verenlerle
ve iş
ortaklarıyla
paylaşıldığı
da yazıyor.
Bunu bir
arabanın
plakasıyla
kıyaslayabiliriz;
isminiz
verilmiyor
ama
plakanumaranız
bilinmekte.